Notes
Paris, Fransa'nın başkenti olarak yüzyıllar boyunca Batı sanatının merkezi olmuştur. 19. yüzyıl sonunda Montmartre ve Belle Époque ortamı, Édouard Manet, Claude Monet, Edgar Degas ve Pierre-Auguste Renoir gibi ressamların öncülüğünde Empresyonizm akımının doğduğu zemini oluşturmuş; kısa süre sonra Pablo Picasso ve Georges Braque'ın Montmartre ile Montparnasse'daki atölyelerinde geliştirdiği Kübizm de kentin sanat tarihine damgasını vurmuştur. Edebiyatta Victor Hugo, Honoré de Balzac ve Marcel Proust gibi isimler Paris'i romanlarının hem konusu hem de sahnesi hâline getirmiş, 1920'lerde Ernest Hemingway ve Gertrude Stein gibi yabancı yazarların da katıldığı "Kayıp Kuşak" çevresi kentte toplanmıştır. Louvre Müzesi ve Musée d'Orsay gibi kurumlar bu mirasın başlıca saklayıcıları olurken, sinemada Lumière Kardeşler'in Paris'te gerçekleştirdiği ilk gösterimler, kentin film tarihindeki kurucu rolünü göstermektedir.
Kentin bugünkü kültür sahnesi, bu tarihsel katmanların üzerine kurulu geniş bir müze ve mekân ağıyla tanımlanır. Louvre, Musée d'Orsay ve Centre Pompidou modern ve klasik sanatın başlıca adresleri olmaya devam ederken, Montmartre ve Le Marais gibi semtler sanat galerileri ve atölyeleriyle güncel sanat üretiminin merkezleri arasında sayılır. Performans sanatları alanında Opéra Garnier ve Comédie-Française, kentin kurumsal sahne geleneğini bugüne taşıyan yapılar olarak öne çıkmaktadır.